Bu Hafta/25-31 Ağustos 2008
25 Ağustos 08
Tatilden gelip de çalışmak çok koyuyor. Ben yokken işler birikmiş.Pfhh:(
26 Ağustos 08
Site kodlaması yapıyorum.
27 Ağustos 08
Site kodlaması yapmaya devam ediyorum.
28 Ağustos 08
CSS ve Javascript kullanarak dikey akordiyon menü yapmak için uğraşıyorum. İlkay’la aklımıza yeni bir proje geldi. En kısa zamanda yayına bir site alacağız. Çok eğlenceli olacak çook! Gece İlkay’da kaldım ve çalışmaya başladık:)
29 Ağustos 08
Kangroove konserine gidiyorum.
30 Ağustos 08
Bugün parkeciklerimiz döşenecek. Artık tamirat tadilatta son noktaya geliyoruz. Temizlik memizlik zor işler bunlar!!!
31 Ağustos 08
Bütün günüm bilgisayar başında geçti:)
Kangroove Konseri@Ghetto
Kangroove iki yıl aradan sonra İstanbul’daydı. Ben de oradaydım:)
Ama ne yazık ki fotoğraf makinam bu sefer yanımda değildi ve fotoğraf ekleyemiyorum.
Konser ilk kez gittiğim ve hayran kaldığım Ghetto‘daydı. Sanırım sahneye zamanında çıktılar (Biraz geç kaldım ama konser başlamıştı) .
Funk, R&B,hip-hop tarzlarında müzik yapan Kangroove (Bora Uzer : vokal, Can Çankaya : keyboard, Alp Ersönmez : bas Mert Önal : davul) bu sene onuncu yılını kutluyor. Birlikte uzun zamandır müzik yaptıkları o kadar belli oluyor ki… Birbirleriyle uyumlarıyla ve enerjileriyle insanı farklı bir yere uçuruyorlar. Her biri aşmış müzisyenler…
Kangroove’u daha önceden dinlememiştim ama Bora’yı canlı olarak İlhan Erşahin‘in Babylon‘daki bir konserinde konuk sanatçı olarak dinlemiş ve çok beğenmiştim. Mikrofana, sesine, sahneye çok hakim, beat boxları çok başarılı, mithiş bir enerjisi var ve dinleyiciyi alıp götürüyor…
Can, klavyesinin başındayken başka diyarlara yolculuğa çıkıyor, bir üst boyutta transa geçiyor:) Hele solo atarken izlemek müthiş keyifli. Soloyu kafasında çalıyor, 1 ms sonra dinleyiciye çalıyor. Müthiş müthiş…
Alp, o kadar mülayim bir şekilde çalıyor ki bas gitarını, sanki çalan o değil. Funk müziğin olmazsa olmazı basın tınılarını çok güzel duyuruyor…
Mert çok iyi bir davulcu. Bora’yla da uyumları nefis, çok tatlı atışıyorlar. Çok keyifli oluyor dinlemesi.
Türkiye’de bu tarz müzik yapabilen bir grubun olması çok güzel bir şey. İnsan gerçekten müzik dinlediğini anlıyor. Kangroove’un yollarından giden Scool da oldukça başarılı bir gruptu aklıma gelmişken:)
Kendilerine bu performanstan dolayı teşekkür ediyorum:) Bir sonraki konserlerini dört gözle bekleyeceğim.
Ghetto İstanbul
Ghetto, İlhan Erşahin tarafından Taksim Beyoğlu’nda açılan bir mekan. Eski bir fırın olan Mario Cantoni Binası‘nın yenilenmesiyle İstanbul’un gece hayatına renk katıyor.
Buruk bir aşk hikayesinin freskli yansımalarına ev sahipliği yapan Ghetto uzun yıllar fırın olarak işletilmiş. Sonunda maharetli ellerden çıkan tazelenmeyle İlhan Erşahin‘in “dev oturma odası” haline gelmiş.
Ortaçağ katedralini andıran ve 500 metrekarelik zemin katı, 10 metre yüksekliğindeki tavanı asma kat ile buluşturan 800 kişi kapasiteli bir mekan.Ayrıca 3.katında 250 metrekarelik özel bir etkinlik odası varmış:)
Aydin Esen, Sertab Erener, Levent Yüksel, Ayhan Sicimoğlu, Orhan Osman, Transglobal Underground, Amsterdam Klezmer Band, Fatima Spar, Talvin Singh ve Erik Truffaz gibi yüzün üstünde müzisyenin sahne aldığı Ghetto, İstanbul’un sayılı dünyaca tanınan mekanları arasına girmeyi hak ediyor.
İlhan Erşahin‘in Nublu deneyimi, müzik kalitesi, muhteşem tarihi atmosferi ve samimi ortamıyla Ghetto, canlı müzik anlayışına da tazelik getirecek bir mekan…
Ghetto İstanbul
Web sitesi: http://www.ghettoist.com/
Rezervasyon ve bilgi için :
0538 230 1500 /// info@ghettoist.net
Kalyoncu Kulluk Caddesi, 10
Beyoğlu 34440
İstanbul
Kaynaklar:
http://www.ghettoist.com/
http://www.radikal.com.tr/
Hangi çizgifilm kahramanı olmak isterdiniz?
İlkay: Bugs Bunny

Emrah: Homer Simpson

Gözde: Elmyra

İsa: Coyote

Erdem: Yosemite Sam

Deniz: Rahan

Zuhal Hanım: Garfield

Bir şarkıcı olsaydınız kim olurdunuz?
İsa: Ankaralı Turgut
Emrah: Pavorotti Figaro’nun Düğünü’nü söylermiş:)
İlkay: Ajdar (Çikita muuz muuz muuz)
Erdem: George Michael (tam anlamıyla onun gibi olmak istiyormuş!)
Gözde: China Forbes
Beni öldürmek isteseydiniz yönteminiz ne olurdu?!
Tatile çıkmadan önce yaptığım ama buraya yazmadığım bir anket sonrası ofiste herkes beni öldürmek istiyor:)
Sorum şuydu: Bir yüzme stili olsaydın ne olurdun?
Emrah: Sırt üstü
İlkay: Boğulma
Murat Bey: Kelebek
Cevaplardan sonra sırt üstü yüzerken Emrah’ı, boğulma taklidi yaparken İlkay’ı, kelebek yüzerken Murat Bey’i anacağımı söyledim. Haklı olarak hepsi üstüme uçmak istedi:) Ama ben yine sözümü tuttum, yüzerken onları andım:)
Şimdi gelelim bugünkü anketin cevaplarına
Emrah: Kretuarla ya da cevap vermeyip meraktan öldürerek
Erdem: Siyanürle
İlkay: Emrah’ın esprileriyle
İsa: Beni bana emanet ederek
Duygu: Deniz suyuyla
Deniz: Hepsiyle tek tek!
Bir tatile gittim bir sürü düşmanım oldu!
Kumpir malzemesi olsan ne olurdun?
Emrah: Mısır
Duygu: Zeytin (Dış ses)
Erdem: Mantar!
İlkay: Kornişon
İsa: Bezelye
Ben: Rus salatası
Bir renk olsan ne olurdun?
İlkay: Carmen Kırmızı
İsa: Lila
Emrah: Mor
Ben: Yeşil
Nilgün Hanım: Mürdüm (#872086)
Murat Bey: Siyah
Duygu: Mavi (Emrah’ınki -dış katılımcı-)
Bir yazılım fonksiyonu olsan hangisi olurdun?
İsa: goToBed(yangelyat)
Erdem: Para basma fonksiyonu
Emrah: stopAllSounds()
Emre: populateItem()
İlkay: If… Else…
Ben: onClick()
Photoshop’ta bir tool olsan hangisi olurdun?
İlkay: Burn
Emrah : Heal <3 Duygu: Eraser
İsa: Eyedropper
Erdem: Crop
Ben: Shape











